karanlıklar aydınlığa


Geçen zamana aşıklık
yıllar yıllar
masalar hep dostlarla güzel
ölümsüz muhabbettir umut
güzel zaman candır
yaşam, her bir canın hayatı
birlik bunun ortaklığı
dünya dünyam oldu
adaletim temiz bir su
nerede yeşil onu ararım
sürülmeye sürülsün toprak
güneşte dalgalansın yaprak
ama yok gönlümde huzur
aslım kendini menzilde bulur
ve gelgitlerime düşer tasarımların gölgesi
karanlıklar aydınlığa
karanlıklar aydınlığa
sadece hakedene
sadece hakedene
hiç değilim ben desem de hiçlik anlarımda
bu cesaretin yalanını sorgular dururum
ve aklımda bazen ermişler bazen kurtlar sofrasına
otururum
ve zekam çalışan insanı kavramak ister
makinesiz neredeyiz diye sorabilir miyiz
film olmasa
bir geriye gidiş olur bu küçük
mavi noktanın sonu
yıldızlar ağlamazlar elbet isim babalarının
yokoluşuna
ancak zenginlik ve umutla,
insanı insanca, canı canla bırakarak
geçmiş bir zaman var ki
tüm bir boşluğu anlamlandırmış
bugüne gelemiyoruz aletten ötürü
ancak neden gidemeyelim aletten öteye
hayata özgü izler
amaca özgü izler
ve kumaştan ve kağıttan elbiseler
sürdürülebilir olmayınca
dikiş yerlerinden ayrılıyor bu pencere
çıplak ve kırılgan vücut
özlüyor bir zamanı
geçmiş geri gelmeyince
ve geçen zaman küçültünce dünyayı
ve uçsuz bucaksız açınca yer aldığı denizi
bazı aklı evveller sarılıyorlar kıyamete
ve bazı soysuz soylular deney tüplerine
müjde diyen bir hiçim ben
ve sadece kendi sesimi ben
duymaktayım şimdilik
el ver dost
insanın kıymeti, kıyameti olamaz.

22.06.2011